
Aşktan titreyen yüreğimizin çarpma şiddeti, sınırını zorladığında göğüs kafesimizi;artık o , titreme değildir…İsyandır…Kulak vermek gerek isyana.
Nereye sığınacağını bilmeyen ruhlarımız,aşkla başa çıkmak ürküntüsüyle yola çıkmışken, sığınmacılığın anlamının zavallılığından kaçamaz, ve bu yüzdendir ki sığınmak yasak bize.Sığınak olmalı şimdi ruhumuz,-aşktan çatlasa da – Aşka.
Dönmeyeceğimizi bildiğimiz yollardan dönmek sunulmuşsa bize bizi o yollara gönderenlere inat-ki dönmeyeceğimizi onlar da biliyorken…Dönmeli…Bize düşen yaşamın, asi çocuklarına tanıdığı bu fırsatı yudum yudum içmek olmalı, önünde eğilmek,sürüne sürüne tapınmak saniyeler tanrısına…
Kendini yenileyen aşka yetişmek lazım ve kendini yenileyen aşka yenilmemek için dört nala sevmek lazım.Tazelenmiş ruhlara emanet gibi dururken eski kapılar yeni kapılardan geçmek gerek şimdi,.ve yeni pencereler açmak gerek kurşun geçirmez zifiri karanlığımıza. Işık tanrısının bize verdiği fırsatı “yeniye” tanımaktır artık bize düşen.Yenilenmektir,tazelenmektir çiçeğe durmaktır.Yelkenleri kınından çıkarıp parlatmak ve maviliklere meydan okumaktır…
Aşk yeniliyorken kendini, gidişiniz milattan önceye, dönüşünüz milattan sonraya rastlamalı ve ikisinin arasında “dağlar” kadar “uçurum” olmalı.
29/01/2008
Popularity: 5% [?]

