
Yazarak kaybolmayı hedefliyorum. Anlamsızca güzel geliyor bu düşünce bana. Hep böylesi düşünceleri yazıyorum diye ardımdan korkaktı diyecekler diye korkuyorum.. Oysa bilseler ki beni, cılız sesiyle çağıran sevgilerimi fotoğrafyasını çektiğiniz kimliksiz sokaklar yuttu…
Günlerdir yazarak kaybolmayı hedefliyor ve dualar ediyorum; Yangın çıksa kıpkızıl içimde diye. Yangında ilk kurtarılacaklar listesine Bal gibi aşklarım dışında kimseyi koymuyorum. Anlayacağınız bilerek ve isteyerek taammüden çıkarılmış bir yangın söz konusu. Liste çıkarma ikiyüzlülüğümün anlamı var mı bilmiyorum fakat yangını çıkaranda yananda da benim. Kendimi ispiyonluyorum Sabotajcı benim ruhumun…
Bu kapkara bedenden yazarak çıkarım sanıyordum. Oysa bedenimde yanan harfler ellerini ovuşturarak yeni aşklarla birleşiyorlar. Bu birleşmenin ürünü sözcükler doğar doğmaz küstahça gülümsüyorlar ve yeni gidiş cümleleri tokatlıyor yanan bedenimi…
Günlerdir pişmanım çıkardığım yangına ; “Ah bir yağmur yağsa bedenimi kuşatan korkularımın üzerine tutuşan bedenime ve sönsem, kömürlüğümle avunsam” diye şimdi dua ediyorum. Oysa değmiyor hiç bir damla tenime. Bir sen kalmıştın ihanet etmedik yağmur… Kadro tamam artık. Ah hiçbir şey güzel olmayacak artık eminim. Yapıp aşkı bozuyorum yapıp bozuyorum….
Günlerdir karanlık ormanlarda ki huzursuz ruhların iniltileri koşuyor imdadıma. Parmaklarımın ucuna kadar ulaşan, beynimin ve ruhumun bitmez tükenmez zehrini döküyorlar kâğıda. Yani suç dosyası kabarık bir kaynak söz konusu. Siperlerimi kurduğum uçurum kenarlarında sivri kayalara çakılışımın kaçıncısındayım, bilmiyorum. Her dönüşümde duvarlar evlat edinilemeyecek kadar büyüyor bana…
Günlerdir kavram gücüm bölük pörçük, siperlerimi savunmuyorum ve artık hizmette kusur eden odamda ki örümcekler için kiralık haberleri veriyorum gazeteye…
Günlerdir diyorum ki ;” Sabaha karşı salıverilir tüm aşk suçluları. Cezaları biter en kanlı katillerin. Ölüm cezası en korkunç ihtimaldir fakat sondur, nihayettir, bitiştir, başlangıç işaretidir belki…
Günlerdir gözlerimin kilitlendiği tek noktada yüreğim can çekişiyor. Bir tek bu cehennem azabının sonu yok…Günler sonra anladım ki ; Esir ruhumun işkencecisi yorulmak bilmeyen bir zebaniymiş meğer…
Günler sonra kendimi ispiyonluyorum. Sabotajcısı benim ruhumun aşk değil…
21/03/2008


demekki A.Ş.K. sadece suçlanabilir, içinden çıkılamaz bir olgu değilmiş.. meğer tüm ceza o duyguda değilmiş… Kişisel fikrim; insanın en büyük zaafı Kendini Sabota etmesidir… her insan kendisinin ispiyoncusu aslında… Bile bile yapılan büyük bir “Delilik” belki bu… ama insanız öyle değil mi? Hata yaparız ya biz.. bu yalana da öyle güzel sığınabiliyoruz ki!! Yazık bizee.. gerçekten yazık bir anlamda… !!
Mart 22nd, 2008 at 07:56”Sabaha karşı salıverilir aşk suçluları”.Sabah yeniden başlar hakimin kararı…aydınlık bize gerçeği gösterdiğinde mantığımız hakimin kararında hapsolmuştur bile çoktan…kimbilir esas sabote olan belkide tek perdelik aşk oyununun gişe rekoru…
Mart 22nd, 2008 at 22:14İspiyonladım kendimi ama hala gelecek olan kimse gelip beni alıp götürmedi aşkın diyarına.. sıkıldım ama ben ya:)
Mart 23rd, 2008 at 05:26:)
Nisan 2nd, 2008 at 22:51