Puşt Kuşlar

Yazan: Theatral - 18 Şubat 2008
Toplam Okunma : 103

 

 

Barut kokusu sinmiş savaş meydanlarının yıkık evleri gibi kafamın içi. Sessizliğin uğultusu, mağlubiyetimi beynime bütün ağırlığıyla yaşatıyor. Sokaklar yağmur kokuyor. Kaldırımlara yalnızlığımın bilançosunu çıkarttım bekliyorum.

Cephaneliğimin infilakına hala alışamadım…

Buduyorum bütün düşlerimi, içine atlamaya asla cesaret edemediğim kuyu başlarında kısalıyor ömrüm."Kendi eksenim etrafında dönmekteyim" döngüden kurtulamamak en büyük kederim. İnce kanatlı, mavi benekli bir kelebeğin dokunmasını bekliyorum yaşamıma..

Kelebeklerimin İmhasına henüz alışamadım…

Yakamıyorum dinsiz satırlarımı, yakmaya yetmiyor kibritim kalemimi. Koca bir yangın köz köz konuşmakta kâğıdımda. Ateşlerim su kokuyor, nehirler aşk sandalımı avutmakta. Ümitsizliğimi aşkın boşluğunda dilsiz, dirençsiz bedenimle çarmıha germekteyim. Bağırsam öfkem deler mi karanlığı ki kurşun geçirmeyen.Kurşun gibi ağır gecenin silik yazarıyım.

Kalemimin silik çıkmasına henüz alışamadım…

Gölgeler büyüyor karanlıkta, adlar parmak uçlarımda, sigaralar küçülüyor dişlerimin arasında. Bedenim, tecrit edilmiş düşlerimden. Ruhum ucuz korsan satışlarında pazarlığa tabi. Filiz kıran fırtınası bu yaşadığım koptu kopacak dallarım. Yağmur gibi iniyor şimdi gözlerime yalnızlığım. Kurduğum düşler ülkesi filiz kıran fırtınasıyla darmadağın. Dönmeyişlere giden yollarda hep kendimle karşılaşmaktan yıkılıyorum.

Fırtınalarımın beni dağıtmasına hala alışamadım…

Bir avuç yakamoz cebime doldurduğum yıldızlar. Zaman, sigarasını bedenimde söndüren işkencecilerin başı. Ruhum, camdan hücresinde gagalarını kanatmadan duran kuş. Bitmeyen yalnızlığımı çoğaltıyorum kuş hüzünlerim de.. Kuş üzümlerini kuş hüzünlerin diye kandırıyor beni cahil kışlar…Kışlar soğuk ruhların habercisi.

Kışlarımın kuş çıkmamasına hala alışamadım…

Usul usul yağıyor kar. Küçük delikler açıyor düşen her çiy toprakta. Gittikçe sise dönüşen bir buğu aşk, soğuk kar tanesinin topraktan çaldığı.Göz gözü görmüyor,sis mahşeri gizliyor ruhumun bedenime uyguladığı soykırımı.Hiç var olmamış gibi gidebilsem ,çıkabilsem demir kapılı yüreklerden sevgiye..

Kar tanelerimin kanımı eritmesine henüz alışamadım…

Nasıl çekilirse Med-cezirlerde denizin suyu, düşlerin ışıltısı çekildi bir gece yarısı. Uykular bana küs artık. Ya da ben uykularla kavgalı.."Boşa geçen saatler mi uykuda geçen anlar." Bir avuç düşü doldurup avuçlarıma çarpıyorum yüzüme, irkiliyor yıkıntılar. Düşle yıkıyorum her sabah uykusuz yüzümü. Sessiz perdemin arkasında biriktirdiğim her şeyden daha çok ölü tedirginliğiyle okşuyorum aşk denen ışığı. Garip gülümsemeler edindim, eski mutluluklarımın kahkahasına özenen.

Gülümsemelerimin sahte durmasına hala alışamadım…

Umutlar bir bir tükenirken kalbimdeki yara kanıyor. Düşsüz uykular dinlendirmiyor gözlerimi. Gözlerimin kan çanağından su içiyor serçeler. Yapraksız dallarda titreyen serçeler gibi buz tutmuş saçaklarda titriyor kayıp ruhum. Bir yavru serçe besliyorum günlerdir, canımın evinde sıcacık, şimdilik hiç büyümeyen.”- Kuş hiç gitme ,kuş hiç bitme….”

Kuşlarımın puşt çıkmasına henüz alışamadım…

18/02/2008

 

Bu Yazı İçin 2 Ruh Çağrıldı...

  1. aycan demiş ki:

    bir kuş uçumu kadar uzaklık var şimdi seninle benim aramda!..

  2. BULUT demiş ki:

    Bu yavru serçeler var ya cins oluyorlar.Filizkıran fırtınalarına meydan okuyorlar hacimlerine bakmadan.Gitme kal diyorsun;kımıldamıyorlar.Ondan sonra ;gülümsemeler sahteymiş,kar taneleri teröristmiş,cephaneler infilakta,kelebekler imhadaymış vız gelip tırıs gidiyor… Yalnız kuşa hiç gitme ,hiç bitme demek şart.Biliyorum;çünkü denedim.

Yorum Yaz

You must be logged in to post a comment.


<