Ölümün Rengi Yansımış Perdeye

Yazan: Theatral - 17 Şubat 2008
Toplam Okunma : 126
Etiketler : , , , ,

 

Çöl öfkesinin ayazında aldığım nefesler buz kitlesiydi, soluğum tıkandı. Sulak yerde büyüttüğüm düşlerimi, bağbozumunun vakitsizliğinde faili meçhul dosyalarımın karanlık sayfalarına akıttım üzümlerimin suyunu. Sarhoşluklarım nefretlerimi genlerime işledi, bulantı isteği ret etti o an kendini…
 
Yaşadığım ayrılıklar için, buz tutmuş denizlerde dibe vurma stratejileri kurdum. Dağa kaldırılmış ümitlerimin ağırlığınca,zemine asla kavuşamayacak dibe vurma beklentisinin ağırlığınca, boşlukta asılı kalma kabuslarıyla uyandım..
 
İnsanlar beni bağışladıkça midem bulandı.Kustum ağız dolusu, laciverdine kaldırımların. Sevdiklerimin saçlarına bağladığım yıldızlar geri döndü gökyüzünün siyahına. Olağanüstü hal yasaklarındandı sevdiklerim… Aynaların en acımasızıydı ruhum, gördüklerim beni boşluk salıncağında sonsuzluk görevlisine teslim etti… Sallanıp duracaktım artık boşlukta.
 
Yüzüm buzdan bir bıçağın kestiği kan nehriyken… Kırmızılığın dondurduğu kanın merhameti beni acımasızca sürükledi ateşe ve kibrit çöpü oldum, kana bulandım. Kırmızı görmeye tahammülüm kalmamışken kendi çöp bedenimi ateşe vermek zorunda kaldım…
 
Hızla tükettim doruklarında şerefine kadeh kaldırdığım ümitlerimi, gözyaşlarım damla damla aktı kadehime. Böylece gözyaşlarımı içirdim iştahla ruhuma, yutkundum. Yutkundukça düğüm yuttum, yuttuğum düğümlerce suratlar çizdim kendime, suratların ölümünü kurdum. Ölüler canlandılar, tuvallerden uzatıp renksiz ellerini sigaralarımı ateşlediler, alev aldı dudaklarım, çığlıksız kaldım…
 
Sustum daha çok ruhuma yağması olası karları engellemek için… Sevgimden korktum… Zamana bıraktım kesilse de kan akmayacak ukdelerimi. Zaman beni asla okumadı anlamadı, aramadı, bulsa da tanımadı zaten… Zamansız kaldım… Zamansız zamanlarda ölümü seçtim. Ölüm beni çağırdı. En masum çözüm bilerek tunçtan maskeler, demirden çelikten maskelerden medet umdum…
 
Okyanusta kum fırtınasının getirdiği kum taneleri kulaklarıma doldu, giderek kör oldum. Yitirdim, yorgun düşlerimi esir alan düşmanlığımı. Okyanusun ortasında bana yol gösteren tek ışık albatroslarım kalmıştı ki sonsuzluğa kanatlarını çırparken onları da gözyaşı krizlerine soktu aşk. İmam nikâhlı dalgaların acımasızlığını, şehvetini, tetikledi gururum… Gururum sahile çarptı. Sahil, uçurumlarla sevişen gururumu yüzüme tükürdü..
 
Yağmur oldum, şimşek çaktım, kendi üzerimeydi gönderdiğim yıldırımlar. Elektrik yemiş bütün vücudum kömür karasına döndü. Sevdiklerim sevdiğimi anlamasın diye; “Sevmek tehlikeli, sevmenin cezası ölüm diye “ asılsız ihbarlar yaptım, sırf bu yüzden düşüm-ce suçlusu ilan edildim. Ben bir Düşüm-ce suçlusu olarak hep başkalarını yaşadığını hayal ettiğim yaşamayı asla beklemediğim, hayal etmediğim için düş uçurumlarından tepetaklak düşünmeye mahkûm kılındım…
İçimdeki nehirlerin rüşvetçi kara bekçilerine inat, tersine çektim yine de yenik sandalımın küreklerini.”- Zamansız kaldım hakim bey dedim” ret edildi taleplerim. Hiçbir karşılığı olmayan düşlerimin peşinde yalınayak, anlamsız, düşmanca karanlık ifadelerle gitmekten utanmıştım.
Hiçbir yere ulaşmayan trenlerde ruhumu satmıştım. Haraç-mezat usulü satılık ruhlar cennetinden kovulmuştum ama bu sonu hak etmemiştim..
Düş resimlerimden oluşan sergide yüzü olmayan ziyaretçiler geçtiler kirli ellerinin izlerini bırakarak. Sorduğum sorularla seçilmeliydim, verdiğim cevaplar sonumu hazırlamıştı, bu haksızlık ama dedim…. Dinlemediler… İdamıma hüküm giydirildim.., Sessizce ağladım… Salondan erken çıkanlar hep ağlatır zaten beni… Oysa kanımca Düşüm-ce yorgunuydum sadece…
 
Artık gecenin anlamı değişti. Yeniden anlamlandırılacaklar listesinde ilk sırada. Sonunu bir türlü tahmin edemeyeceğimiz içinde olmaya can attığımız masalın sonunda, ölümsüz bir uyku beklememekte artık beni. Son bir şiir yazmalıyım;
 
”Uzaktan bakan ağaçlar,dallarınıza erişemedim,tutunamadım….
Tutunamadım…
Boşluğa çarptı ellerim…
Tutunamadım…
Sarın kendi gövdenizi artık….
Ölülerin sevgiye ihtiyacı yok….. “
 
Adettendir tekrarlayayım; ölümümden kimse sorumlu değil….Oyun bitti ….Perde kapanıyor o kadar…Törpülenmeye hazır tedirginlikleri, ölme isteğimin merkezine koydum. İnsanın gözlerinde ki aşk denen  bir duvar nasıl  tüm dengesizliğinize  hükmedebilir ki?…
 
Başrolünü oynadığım, seçkin olması ümidiyle senaryolaştırdığım oyunun ortasında rolden çıktım, istekli perdeler kıvrımları arasında sakladığı örümceklerle kapandı üzerime.
 
Replikler düştü suratıma bütün seyirciler bendim, bütün sesler bana seslendi;
 
”-Her şey anlamsız….
                   Herkes anlamsız ….
                                  Her şey anlam-sus…….. ,
                                                                              Sus….
 
17/02/2008
 
 
 

Bu Yazı İçin 2 Ruh Çağrıldı...

  1. BULUT demiş ki:

    Yaşam dağılımlarında bize düşen rollerden zaman zaman çıksak da tutunacak dallarımızın bizi sabırla beklediğini gördüğümüzde iyi ki maskelerimiz varmış diyoruz;renk renk….Ve anlama sus dediğimizde iyi ki anlam bizi dinlemiyor.Çünkü geri dönmek hep var belki de hiç gitmemişiz.Ve çünkü geri dönmek nedensiz.Geri dönmek hep neden-siz….

  2. Theatral demiş ki:

    Nedensiz mi? Yoksa neden siz misiniz ? ;)

Yorum Yaz

You must be logged in to post a comment.


<