Kelepçeledim Ruhumu Sana Dönmüyorum

Yazan: Theatral - 20 Mart 2008
Toplam Okunma : 134

Yalnızlık bastı içimi. İki adımlık hücremin duvarları mahkumluğumun çentikleriyle kirlendi. Abaküs istiyorum gardiyanlardan bana “Al sana Aba –küs deyip “Abalıyorlar ruhumu, oysa haberleri yok küsüyorum onlara…


Sonra yolculuk basıyor içimi intihar planlarım kimliğimin en paranoyak köşesinde bir süngü gibi bekliyor beni…


Şimdi evimde olsaydım solgun bahçemde yağan karlar beyaz bir örtü gibi kaplardı yanan içimin alevini. Yeşerttiğim uçurumlar uğuldardı ruhumun kulağına. Oysa şimdi ayağımın altından kayıyor bütün bırakamadığım Pınarlar. Donan parmaklarımın arasından külçe külçe düşüyor yaşamak adına biriktirdiklerim. Vurulduğum zincirlerden kopamıyorum. Ben yürüdükçe karda izler bırakıyor uykusuz gözlerimden düşen kaynar sular. Suların açtığı deliklerden buluyor beni rüzgârın ıslığı. Ayak bastığım her noktada gıcırdayan demir karların toprağa yakarışıyla tükeniyorum….


Gün geçtikçe bu zindanda siliniyor hafızam, vurulduğum zincirlerce tutsağım. Belli ki içinden çıkamadığım hücrelerin, gönüllü itirafçısıyım ben. Hastabakıcı ruhumu bekleme odasına almışlar orda, zakkum çiçeklerinin beyazında şifamı bekliyorum.Anlıyorum ,yaşamak düştü içime.. Anlıyorum yaşamak bir düştü…


Yalnızlık bastı diyorum içimi oysa dalgalar basar mı denizi… Umutsuzluktu vuran penceremin camlarına damla damla, yağmur değil yemin ediyorum… İçimin karanlık koridorlarından geçen gölgeler ruhumun seyir defterini tutuyor biliyorum. Vurulduğum zincirlerin her halkası bir unutuşun çentiğini atıyor alnımın orta yerine hayır diyemiyorum. Var oluşun serüvenini yok oluşun cinayeti gölgeliyor ah ediyorum…


Zaman eskidikçe bu zindan da yalnızlık tıpırdıyor penceremin camlarına inanın damla damla yağan, yağmur değil… Bir ses düşüyor avluma korkuyorum korkum geçsin diye geceye açılan pencereler de ıslığımla cesaretleniyorum kendimi. Belli belirsiz gölgeler geçiyor koridor sokaklarımdan, kurşun yakıcılığında. Gardiyanlar yalnızlık boşaltıyor taşıdıkları çuvallardan kapımın önüne düşten sahnem yanıyor… Ben yanıyorum… Yangında ilk kurtarılacaklar arasında değil ruhum kayboluyorum…


Bu zindan da olmuyor, ne yapsam olmuyor. Açtıkça delikleri hücre duvarımdan dışarıya ben, ışığıma üflüyor rüzgâr, sönüyorum. Boş sokaklarımdan geçiyor eli şamdanlı yitik gölgeler, yitik ruhların peşinden gidiyorum… Yitiyorum…


Bu karanlıkta başıboş uçuşan kurşunları bir mıknatıs gibi çekiyor kalbim. Hep kendime bakmaktan ölüyorum fark etmiyorum… Yalnızlığın ağırlığıyla hep kendime dönüyorum, hep kendime sövüyorum… Voltaya çıkma yasağı saatlerinde can çekişen gölgelerin ardından tutamadığım sözlerce vuruluyorum. Haydi alın artık beni karşıma çıkan aynalarda hep çürümüş umudumla yüzleştiriliyorum…


Ey Kayıp ruhların koruyucusu baykuş öten bahçeler, bir korku filminin dondurulmuş karesinde çözümsüzlükten besliyorsunuz düşlerimi biliyorum…


Söz verdiğim dostlarımın yüzüne bakacak yüzüm kalmadı…


Ey aşk İyimserliğini borç ver bana ölüyorum…


Gün geçtikçe daha çok çürüyorum bu zindan da…


Ey pınar dolu aşk kelepçeledim ruhumu sana geri dönmüyorum…

19/03/2008

Bu Yazı İçin 1 Ruh Çağrıldı...

  1. aycan demiş ki:

    Ey suskun güzellik!
    Ey karanlık güzellik!
    Ey acı çakmeyen gönül!

Yorum Yaz

You must be logged in to post a comment.


<