Her allahın gecesi kafasına balyozla vurulan,gece uçuşlarında geceyle savaşan bir savaş pilotuydum. Biliyormusunuz karanlıkta hiç bir hedefi vuramamıştım. Sapla zaman seri üretime geçmiş gibiydi ve zamanın dişlileri acı üretiyordu soluksuz. Gündüzün çöpçüleri, gecenin çökmesiyle süpürgesine binen cadılara dönüşmüştü.Oysa ben fırsat bu fırsat deyip toplamıştım bütün yayıntılarımı.Toplamış ve aşka gelmiştim..
Koordinatlarımı çizmiştim ve x’leri y’leri kendime eklemiştim,çok bilinmeyenli denklemin tek bilineni olmuştum sayenizde. Tabi birde siz eklenince ruhuma ben eksi olmuştum gece uçuşlarımda. Böylece gecenin sonsuz karanlığında tek sabit noktam sıfır kalmıştı ve ben bunu anlayana kadar çoktan alçalmaya başlamıştım. Oysa siz düştüm sanmıştınız düşmemiş gökyüzünü mailiğinden sığınma hakkı elde etmiştim..
Sizin için illegal şüpheler uyandıran yasa dışı bir örgüt elemanıydım. Kaçakçı büroları kurduğunuz sınırlarımda alıp veremediğinizin neydi, hiç anlayamamıştım. Oysa biliyordum ki vücuduma açılan güdümlü mermim gibiydiniz çoğu zaman ve çoğunlukla kimi güttüğünüz ortadaydı. Esrarengiz patlamalar sonrası yarası açık semptomlarımın, bilinçaltı zırvalarımın parçasıydınız… Oysa ben arafta sırasını bekleyen binlerce magdur ruhtan hangisiydim sizin için ve niçin bu eyleminizi üstlenen olmamıştı?…
Zifiri karanlıkta kendi kabuslarımla kovalamaca oynayan iki önemsiz noktaydım. Sustum diye susmuştunuz… Henüz stajını tamamlamamış tıp öğrencisinin elindeki neşter kadar tehlikeli yaklaşmıştınız hayatıma. Ağzımda daha ne kadar çevireyim isterdiniz jileti , kesmeden dilimi, sözümü. Şırıngadan fışkıran hüzün, ahşap yangın merdivenlerinden yuvarlanırken yüksek ökçeli bir isyanla ilerlemiştim aşkınıza. Yahu eylemi hala üstlenen yok…
Çifte kavrulmuş yüreğimle gelmiştim yanınıza. Biliyordum ki sol anahtarıydım sessiz bir bar müziğinin ve polis eşliğinde ki soluma binlerce kere kilitlemiştiniz beni?… “-Sonumuz yok bizim sonsuz olalım o halde “ demiştim aşklarınıza. Değilmi ki en az yaşamak kadar kabahat benim için,ölmek nasıl olsa…
Organ mafyasına bağışlanmış yüreğim söz konusuydu ve denizlerden çalınan bir köpüktü yaşam. Ne kadar uzağa fırlatırsam fırlatayım bir çengel atımlık mesafedeydi gıyabımda verdiğiniz hükümler. Yorum manyağı yaparken hayatı tırmık tırmık,hayat yorulmamış bir köşede sabırla beklemişti oysa beni.
Farkında değilmişim bunaltıcılığımın, bıktırıcılığımın,batık bir gemi gibi olmuşluğumun, “Bir iyi ol Allah aşkına “dedirticiliğimin. Kaptırmışım kendimi derinlerin büyüleyici çekiciliğine, bir nefeslik oksijen peşinde koşarken. Dumandaki firar ne kadar haklı; O sen sen git,sen değilsen gelme meselesi yani. Yani sen elmayı sevmişin de elma seni sevmek zorunda hissetmemiş kendini .Steril bir felsefe kokusu keskin uykulardan uyandırırken narkozik bir travmaymışım işin kötüsü..
Dingin bir sesle sesleniyor şimdi sevdiğim kadının tuvalinde dili çözülen renkler. Geçmişin hiç anılmamış bir parçasını unutmaya çalışırken buluyorum kendimi. Kepenkleri çekilmiş dükkanların önündeyken kocaman bir Yıldız gibi kopuyor bir aşk yörüngesinden ve garip bir yıkımı kurtarırcasına atlıyor boşluğuma.
Gılgamışın ölümsüzlük peşine düşen şiirlerarası ilişkisi gibi sonsuz bir aşkla bağlanıyorum yaşama. İki tekerlekli savaş arabasındaki Ramses aşkın piramitlerini yıkmama çıldırıyor. Göçmen kuşlar gibi göçüyor içimden yalnızlığa dair her şey…
Şimdi sıkı durun sevgi duvarlarının altında kalacaksınız.Çünkü kurtardım aşkı Piramitlerin altından. Aşk korkakları,usta aldatıcılar,ihanet tadıcılar,gündelik aşk bakıcıları kaçın. Çünkü gündüzün çift pervazlı kapısından dalıp yüksek dozda gün ışığı aldım uçağıma ve kamikaze dalışı yapıyorum üstünüze… Kaçın…
05/04/2008
Popularity: 11% [?]



Tebessüm…
Nisan 7th, 2008 at 04:24Tebessüm sağlayıcı sözlere sahip olmak ne güzelmiş…….
Nisan 8th, 2008 at 04:59Şşşşşt kamikaze dalışçısı!……. Başını kaldır gökyüzüne bak!……. Bulut geçiyor, el salla…..
Nisan 8th, 2008 at 23:16Bulutlara el sallamaktan hiç vazgeçmedim ki merhaba Bulut Abla:)
Nisan 9th, 2008 at 03:42