
Geçmişle bağlantılarını koparmak nedir bilmiyorum ancak ben bu bilmediğimi uygulamaya çalışıyorum. Tek sorun arada geçen bir kaç yıl olsa yani kaybettiğim ve kaybettirdiğim bir kaç yıl ama mesele bu kadar basit değil, yılları olduğu yerde sere serpe bırakıyorum gelecek günlere de ağır bir buğran hakim ve kalıcı olan Her iki kişinin yüreğindeki yıkılmışlık…Artık herşeye razıyım. Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım der zarifoğlu sevmek de yorulur der…Yorulmak mı bu uykuya koşar ayak çalışkanlığımız ? Bilmiyorum her şey allak bullak hiçbir şeyi tamamlayamıyorum ben yoruldum mu onu bile bilmiyorum.
Önceleri heyecanla takip ettiğim ışık hüzmeleri ve çoçuk aldırmazlığıyla öldürdüğüm günler, geceler tek istediğim saçmalı tabancamla gece boyu avladığım ikimizin payına düşen yıldızlar…Ne kadar çok biriktirirsek kucağımızda biz o kadar parlak. Düşlerimi yitiriyorum artık geceleri belkide en çok gündüzleri sevemiyorum yokluğunla güneşin eşiğimden geçişini ve olmayışında o senli şevkle kucakladıklarım yanıp sönmüyor eskisi gibi, gölgelerinde yanan ayak izlerin gece ay ışığıyla yakıyor gözlerimi. Günler devrettikçe seviniyorum niye bilinmez yazımda bir kara düşeş olsa gerek beni mutlu kılan zaman daralıyorun havai fişekleri patlıyor gökyurdumda…ben gittiğime seviniyorum o bilindik hatıralara el değdirmeden, senli tarafımı karartmadan, envayi çeşit milletin dilinde sevmeyi öğrenip gidiyorum.
Gecelerin en ağır saatleri söylenceye göre son çeyrek hakikat bu değil ki altıyüzyedi gündür cansız bedenim uyku katillerince vuruluyor vakit eşit gün-gece aynı kefeye konup sanki yokedilmek istercesine bağlanıyorum aynı yağlı kazığa…Sanki yok edilmek isteniyorum…Yok oluyorum bilerek kurulmuş tuzak sanki dirhem dirhem düşürülüyorum senden, hayattan bir adım fazlası olmaz! Ruhumun yokluğunla yanan derileri insanlığa sergilenmek üzere cımbızla iğdeli yolunuyor. Artık canım yanmıyor…Kronik bir mırıldanma benimkisi geçmişin bana ulaşamayan acıları bu zamanıçekiyor olmalı…Şimdi tam zamanı tam sendelemişken sevdanın tanımlayamadığım şiddetiyle ertelediğim tüm akbabalar deli ruhumun üzerinde. Gönlümde gerçekleşmeyen hicret ve asla sonsuzluğumdan sökmeyeceğim kalbimdeki gezgin kadın…
Bu mağlûp halimde hicret gerçek oluyor alıkonuluyorum gönlümden değil uzak kalışım bedenim topyekün tüketiliyor…
Artık ardımda bir iz kalır mı bilemiyorum.
09 Şubat 2oo8 Siegim’e. Che&Sieg
Popularity: 6% [?]

