*

 
Yaşadıklarınız renge dönüşüyor, zamanın uçsuz bucaksız uçurumunda, bütün renkler girdap oluşturuyor, sizi çağırıyor herbir huzme; sizse başını okşuyorsunuz ağlayan bilge çocukluğunuzun. Sırasıyla herkes kendi çocukluk masalını anlattı  kendi bermuda şeytan üçgenine ve yaşamın zanlısı düşler ,nefes izlerini bıraktı zamanın uçurumlarına…
 
 Aşağısı uçurum çocuklar  sakın bakmayın…
 
Şimdiler de, eski zamanlarda kalan çocukluğumuzun asma köprüsünden geçiyor kalabalıklar ve çatırdayarak sallanıyor gizil geçmişlerimiz. ilk saklanbaçlarımızdan hatıra kalan,beton binaların soğuk duvarlarına yakışmayacak sıcaklıkta yayılıyor gizemli,sıcak ışıklar ve kaos. Çocuksu zamanlarımızı aydınlatan sokak lambalarının altında sönüp gitmekte ümitlerimiz. Yıldızlar çocukluğumuzun düşüş seyrini izlerken kucağımızda güneş parça parça soğuyor sırtımızda…
 
Yukarısı kor güneş ,çocuklar sakın bakmayın…
 
Seksek oynadığımız sokak arası karanlıklarında büyütmeye çalışıyorken çocukluğumuzu. Parçalanmışlığımızın labirenti, göçebe ıssızlığınızda yollara vuruyor kendini. Şiddetli depremlerin artçı sarsıntıları gibi yokluyor çocuksu karanlık her birimizi. Oysa,böyle karanlık değildi oyuncak ayımız…
 
Sokağımız, karanlık çocuklar… Karanlığa  sakın teslim olmayın…
 
Gece yarısı sağanakların da aklımıza düşen o ilk kaçamağımıza şahit caddeler, nerede üretildiği belirsiz hüzünlerle yapışıyor yakamıza. Tren istasyonları ,otobüs garları sahipleniyorken çocuk gülüşlerimizi kaçak bir rüzgar sesinden ürktüğümüz ,gülüştüğümüz cıvıltılarımız uzaklaşıyor biraz daha bizden.Sisli şehir caddelerinde birbirini öldüren bakışlar gündelik haber yazılarına dönüşürken, bir kara delik yutmaya hazırlanıyor bizi ve hala yaşıyorsa bizim gibi kaçak bilge çocuklukları…
 
Mahallemiz de kocaman bir kara delik var çocuklar sakın içine  düşmeyin…
 
Çocukluğumuzda çekilmiş fotoğraflarda atıyorken  yaşam, büyü-yor bütün bilge çocuklarımız zamana.  Çocuksu duygularımızın,duygun tüccarlarının palyaçoları ve onların gözyaşına gülen gizemini kaybetmiş insanlarını biriktiriyoruz tipitip sakızı niyetine. Kaosun kalbi ve kalbinden vuracak kahramanları boşuna bekliyor süpermenlerimizi öldürmeyi… Uçurtmalarımızı uçurmak için,Üç vakte kadar gelen özgürlük vaatleri ne zaman verildi bize; yargısız infazlarda ucube hayallerimizin tabutunu taşıyan kimlerdi; Kendi idam sehpasında sandalyeye tekmeyi vuran hangi bilge yoksunu çocukluk bizimkiydi?…
 
Sağımız da bilge yoksunu bir uçurtma var çocuklar sakın aldanmayın…
 
Çocukluğunuza ait en güzel şiirlerimizi suya yazdık çünkü biz,buza kazıdık en geometrik aşklarımızı, ve kuma çizdik en muhteşem bilge resimlerimizi. Gizemli, ümitsiz kovalamacalarda bulamayacaksın bizi ey bilge aşk… Hayat seni sabıkalı kurbanlarımızın huzursuz paranoyaları içinde saklı bir kent gibi öylece yüzüstü  bırakacağız.. Çünkü,büyük bütün çocuklar ölü görürler kendilerini saf uykulara hasret rüyalarda oysa uyanırlar hep kötü rüyaların sonunda… Bilmiyor musun?…
 
Her şey kurgulandı. Peki ya isyan?… Ne yaparsak yapalım,var oldukça yeryüzünde acı ve bilgi anlam arayışları hiç bitmeyecek çocukların. Var oldukça arayış, potansiyel suçlu olacak tüm çocukluğunu kaybetmiş çocuklar.
Usul usul ağlayacak çocukluğumuz…
 
Buraya sakın bakmayın burası gizemini kaybetmiş bilge bir uçurum…
 
22/02/2008           *Bu gün ölen çocukluğumun koca tarihi Ayşe Teyzemin anısına

 

Yorum Yaz

You must be logged in to post a comment.


<