Biz ???

Yazan: Theatral - 16 Aralık 2008
Toplam Okunma : 441
Etiketler : , , , , , , , , , , ,

Biz arızalılar; Bir su damlası mahkûmuyuzdur nehirlerin kıyısında ve aşkları yazdıkça kalemimiz, çıplak bir ağaç gibi iskeleti ortaya çıkar ihanetlerin. Dengesizliğimizin merkezinde ki annesinin topuklu ayakkabısını giymiş çocuk olmuşluğumuzu severiz hep. Ve bu yüzden arızalı sayılır çocukluğumuz. Yeni bir âlemin kapısından izinsiz girdiğimiz için her seferinde tersleniriz. Çoğu zaman ailelerimiz tarafından ürpertici, boş bir odaya tıkılmak zorunda bırakılırız. Doğal olarak ailemizden başka bu suçu yükleyeceğimiz, sığınabileceğimiz sevenimiz yoktur.

Biz arızalılar; ağzımızda ki şekerimizi bitirene kadar ciklete dönüşür zaman. Tabiî ki de bunun da suçlusu ilan ediliriz, başka bir seçeneğimiz hiç olmaz. Oysa mutluluktan örülmüş kapıları bizden habersiz götürmüşlerdir. Kapılar sırra-kadem basmıştır, Dünya kendi rengini ararken regl olmuştur ve bu akan kanın nedeni biz değilizdir ama yine de yasa dışı yollardan onaylanır infaz öncesi işkencemiz. Çünkü nihayetinde biz arızalıyızdır.

Tamir gerektiren duvar çatlakları birleşin!!!.

Biz yalnızlığını sevenler için;  İnsanları sevdikçe, koca gözüne irice mavi bir sineğin konup kalktığı, ölü bir balıktan farksıza döner ruhumuz. İşte bu sebeple çoğu zaman aşka karşı savaş dolu olan bakışlarımızı antik bir kentin ıssızlığı sarar. Bu ıssızlığın orta yerinde sınırlarını yakarak bize gelen bütün aşk kuşlarını hapsederiz su-suz(s) akvaryumumuzun içine ki fark edilmesin, duyulmasın yalnızlığımızın sesi diye.

Biz yazarlar; kalemlerimizle kederi sorgulamaktan, acılarımızla yüzleşmekten korkarız ve bir süre sonra bu korku öyle sarar ki ruhumuzu, birde bakarız ki yazmak eylemi tüm yaşamımızı gittikçe angaryaya dönüştürmüş. Öyle bir angarya ki, elimizdeki sökük bir cümleden düşürdüğümüz aynı repliğin bir yerine bir defa takıldık mı işte o zaman her şey berbatlaşır. Hafızanın büyülü labirentinden çıkıveren her sözcük artık bir gereksizlilik fiili olmuştur bizim için.

Biz şairler; Şiirler arası yolculuklarımızda trende unutulmuş bir gazete gibiyizdir. Boğucu kalabalıkların sessizliğini doldurup cebimize, taksimetreyi açmadan yaparız umuda yolculuklarımızı. Ayrıca işmiş gibi korkunç gölgeler olarak akıllarımızın içinde cirit atan dizelerimizi ve birkaç delibozuk ayrıntıyı kafiyeleştireceğiz diye kâfir bir hayata dönüştürürüz yaşamı. Böylece ateşe atılmış bir semender gibi oluruz ve acı çektiğimizi belli etmeyen donuk bakışlarımızda bin yıllık suskunluğumuzu, yalnızlığımızı sorgulayıp durur kalemimiz.

Biz kendi mabedinde kutsanmayı bekleyen kimsesiz ruhlar; Çoğu zaman kimsesizliğin bilirkişisi oluruz. Her ölümümüzün yıldönümünde tapınak kandillerini tutuşturan ellerle kan kırmızı rujumuzla duvara gözlerini çizeriz sahte peygamberlerin. Tutunmak için uzattığımız el asla biz kimsesizlerin değildir bu yüzden.

Biz hep kaybedenler; Masanın ucundaki boş bir şarap bardağı gibi düşmesini bekleriz hep ruhumuzun. Derin bir kesik gibi durur parmağımızı bastığımız satını şaşırmış bir sözcük, bir aşk. Sözcüğünü şaşırmış bir harf durmadan kanar,kan durmak bilmez.

Biz tutunamayanlar için aşk uçurumun en katil ucundadır…Bu sebeple   biz  tutunamayanların yaşadığına dair  tek delil otopsimizden arta kalan, dokularımızdan ayrılan özerk bir damardır.  Anlayacağınız bu özerk damarımıza basmazsanız yaşama şansınızı artırmış olursunuz.

16/12/2009

Popularity: 48% [?]

Bu Yazı İçin 4 Ruh Çağrıldı...

  1. BULUT demiş ki:

    Sürek avındaki köpekler gibi gelirken peşimizen yalnızlıklar; duvardaki çatlakları bilmem ki nasıl tamir etmeli…..

  2. hece demiş ki:

    kafanın içini seviyorum senin

  3. ilknur demiş ki:

    Yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez demiş filozof. Kişinin yalnız olduğunda özgür olabildiğini eklemiş. Yalnızlık olağanüstü kafaların yazgısıymış aynı zamanda.
    Yalnızlığı sevenlerden olarak bendeniz de derim ki; yalnızlığı seven insanlar; kendi içinde çok şeye sahip olduklarındandır ki diğer insanlara ve onların verdiklerine gereksinimleri azdır. İnsanın kendinde sahip oldukları da asıl mutluluğun anahtarıdır. O yüzdendir ki aşkta hep kaybeden oluruz.

  4. cardinal demiş ki:

    yalnızım ve yalnızlık en az benim onu sevdiğim kadar beni seviyor.

Yorum Yaz

You must be logged in to post a comment.


<