
Diana’ya
Biz çok severken terk edilenler; Senaryomuzda ki bazı mantık hatalarına boyun eğmiştik, ufalmıştık; ufaldığımızca yok sayılmıştık. Olimpos’da yanan ateşlerde küllerimizle buluşmuştuk. Boşaltılan köyler gibi hayatlarımız boşaltılmıştı. Zorunlu göçlere tabi kılınmıştı ruhlarımız. Hepimiz öldük, öldürüldük. Geçmişten gelen ölülüğümüzle piştiye düşmüştük…
Biz çok severken bırakılıp gidenler; Günlerden bir gün, kendimizi cesetlerimizi uçurumdan yuvarlarken yakalanmıştık. Düşmeden birbirimize sarılamamıştık. Ölümün soğukluğuyla barışmıştık. Yere düşen sersem karıncalar gibi gülüyorduk ama ağlamayı bilmeyen küçük karıncalardık, aşksız postal tabanları ağırlığında ezilmiştik…
Biz çok severken terk edilenler; Sabırlı uzun bekleyişler içinde büyük demir kapıların, ardında ki zebanilerin iştahını kabarmıştık. Ruhlarımızı emanet ettiğimiz gri bulutların üstüne içimize izinsiz yerleşen aşkları dâhil etmiştik ve rüzgârın önüne katmıştık katılaşan yüreğimizi…
Biz çok severken bırakılıp gidenler; Dünyayı bu denli yaşanmaz kılan karanlık yüzümüze pudra sürüp kandırmıştık yeni gelen aşkları. Bu yüzden gidenlere çözümsüz kalmıştık. Düğümlenmiştik kendi bileklerimizden kendimize ve kırk düğüm atmıştık giden aşklarımıza kırkıncı odalarda kırklara karışmıştık…
Biz çok severken terk edilenler; Sessiz gömütlüklerde ruhumuza içine girip yeni acılar çekeceği yeni bedenler arıyorduk oysa yollarımız kapatılmıştı karanlığın şövalyeleri tarafından. Gizlendiğimiz sığınak koruyamamıştı bizleri. Daha çok sevmeyi denemiştik ;severek yok edilmeye mahkum kılınmıştık…
Biz çok severken bırakılıp gidenler; Odasına erkek çekmeye çalışan o.. gibi olan aşkların ışıklarına,sevinçle dalmıştık. Açık duran pencereden saldığımız umut kuşlarımız, titreyen soluk ışıklı odalarda hayat emen tüfekler tarafından katledilmişti, uçuşan tüylerimizi gözyaşlarımızla ıslattık…
Biz çok severken terk edilenler; Bir damla suyla bedenimizin kurumaması için kendimizi okyanusa atmıştık. Kırılan dökülen ne varsa sabırla toplayıp ipe dizmiş, boynumuza asmıştık. Bir şey soluğumuzu kesmişti öldürülmüştük. Gerçeği hapsettiğimiz bir fotoğraf gibiydi zoraki intiharımız. Ne düş ne öngörü ne son görü ölmeyen ihanetin az önce vuku buluşunu önleyemiyordu. Kurtuluşumuz olan kapıyı görür görmez ölmüştük. İçimizdekileri azaltarak, yok ederek yaşayabileceğimizi anladığımızda eksik olacaktı aşk bu yüzden öldürülmüştük…
Biz çok severken bırakılıp gidenler; Olimpos tanrılarının yatıştırıcı ellerinde bir çift kelebek kanadıydık ki hala titremekte aşk dolu bedenimiz….
17/03/2008


ben çok severken terk edildim ve o zaman dipsiz bi uçurumdan aşağı düştüm ve hala düşmekteyim heryerim yara bere içinde inatla düşüşteyim.Ben çok severken bırakıp gittim ve ısrarla(seni) düşünmekteyim!..
Mart 18th, 2008 at 07:33biz çok severken terkedenlerr!!!
Mart 19th, 2008 at 08:00sevgimi haketmeni ne çok isterdimm…
Sevgiyi hak etmek ne zor şey. Bu ödül mü ceza mı şimdi ruhuma?
Nisan 25th, 2008 at 06:49