Hayal kırıklığının en dehşetlisini yaşattım aşka dün gece… Benim için hazırladığı geceye gitmedim ve habersizmişim gibi davrandım… Gitmemekle kalmadım özür bile dilemedim. Utançtan yüzü kıpkırmızı olan öğrenci gibi mahcup bıraktım haberci yıldızları. Çiğnenmekten yorgun ruhum kırmızı halı bekleyip durdu zamanın geçmesini. Kanayan ruhuma sunulmuş bu sevgi dolu süprizi,rezil etmeyi istemiyordum aslında… Yaratıcı kadroya alınmamış bir oyuncu kaprisi yapmıştım sadece… Gitmek istemedi işte ayaklarım…
Hiç bir şeyin güzel olmadığını, olmayacağını düşünmekle geçirdim zamanımı; Dört gözle bekleniyordum oysa aynı saatlerde. Karanlık gece ; ışıksız dünyamdaki bu zafer için teşekkür bile etmişti bana. Oysa biliyordum ki, daha da azalmıştı benim için beslenen sevgi sözcükleri artık ne için hem de adıma verilmiş davete gitmediğim için. Çekmedi işte ayaklarım…
Işıksız gökyüzünde sergilemeye çalıştım oyunumu oysa sevdiklerim kırgın bana; Aşksız partilerime katılım sıfır… Işık sorumlum sorumsuz bir serseri çıktı ve yerinde hiç durmuyor ,durmaksızın küfrediyorum onu getiren yüksek gerilim hattına…. Bu anlarda aradığım numaraya hiç ulaşılamıyor ki, hiç bir numaram yok aslında hayata karşı itiraf ediyorum… Duyarsızlığımın saltanatı hüküm sürerken ruhumda, sessizliğimin topraklarında elinden düşürüp kırdığım aşklarım bardaktaki çatlak gibi çaresiz ve donmuş durumda… Ayaklarım; “-Sızlıyorum” dedi ve gitmek istemedi ne yapabilirdim…
Ellerinden tuttuğum sevgilerimin ellerini ısıtmayı ümit ederken, hep sahip olmadığım sevgileri işaret ediyor parmaklarım. Aşka aralanan parmaklarımdan örselenmiş ,kıymet verilmemiş, kırıntıya dönüşmüş sevgililerim düşüyor yere…. Olmadı bütün ışıklar kırıldı. Gittikçe saygınlığını yitiriyor gökkuşağının renkleri katımda… Sırf bu yüzden girmedi ayaklarım yola…
Ulak kuşların bile itibar etmediğin dedikodularım dolaşıyor kanatlı gagalardan kanatsız, kemiksiz dillere. Kulaklarımı tıkıyorum odama dolduğunda ayrılık haberleri. Dev bir okyanustan söz etmem bile inandırmıyor tören komitesini; bir kaşık suda boğmaya çalışıyorken buluyorum kendimi. Hala ne soruyorsunuz ki? Ayaklarım suyun altında kaldığından gitmedi…
Yazık bu köle ruhuma! Evet kabul ediyorum aşkın benim için düzenlediği ayinde yoktum, tenezzül etmedim bile gitmeye… Duydunuz işte inanmamak için hiç bir nedeniniz yok artık… Biliyorum katılmalıydım ve bana özeldi. Üzdüm bütün gökyüzü ışıltılarını işte… Nedensizliğe dönüştü gitmeyişim.
Hüzünlü ,derin, çözümsüz, can alıcı olan her zaman aşk olmadımı sizinde hayatınızda??? Bu sefer aşkın davetine gitmeyen olmak, sadece susan bir ses olmak, nefes olmaktı aşktan intikamımı alma sebebim. Gitmeyi çekmedi işte ayaklarım…
Aşkın davetine gitmediği için, aşkla cezalandırmazsınız umarım ayaklarımı..
09/05/2008


