
Kurulmuş ölü pazarlarında bin yıllık düşlerim,aşklarımı sata sata yıkılıyorum. Ne kadar çoğalırsam o kadar yok oluyorum…Ölü yıkayıcıların yıpranmış ellerinde dururken hâlâ vucudumun zehirli kokusu,gömüldüğüm nemli topraklardan ölümsüz çiçekler açmasını bekliyorum.
Ölüm kendine yakıştırmıyor;toprak hayata kusuyor genç cesedimi. Kusmuk kusmuk biriktirdiklerimle çıktığım topraklardan ruhsuz cesetlerle çarpışıyorum.. Sahipsiz tüm aşkların mahşer yerindeyim…
Geçemiyorum aşkın sıratından…
Ebeyim, umut doğurtamadıkça ruhuma, köreliyor vücudum,körebeye dönüşüyorum.Görmezden geldiğim çaresizliğimle evirip çevirip aynı sözcükleri,sınırlarını yaktığım sevgilerimi çığlıklıyorum…
Geçemiyorum aşkın suratından..
Durup durup en başa sardığım yaşam senaryom,kalitesiz film şeritlerinde kımıldayan gölgelere dönüşüyor.Toplama kampı oluyor içim,tek tip acıların toplandığı….Hatalarımın merkezine koyduğum suçluluk duygumla çoğaltıyorum bayat film karelerini.
Sicilim hayli kabarık,karanlık,bütün gemileri ,
çocuk düşlerimi yakmışım geri dönemiyorum….
Anlasana aşkın anahtarını unutmuşum…
Geçemiyorum aşkın sıratından…..
15/08/2008

