
Gecenin hep aynı saatinde yanıp sönen yıldızlarla umutlanma umudu taşırken, geriye aldığımız yürek saatimiz, bizden önce gitti gidilmeyecek coğrafyalara.Gecenin karanlığından çıkıp gelen ölü aşk yüzleri bizimle mi kaldı belli değildi çünkü gece avare belleklerimizde imkansızlıklar taşıyan bir metafor yağmuru gibi rehber ruhların ellerine takılı kalmıştı…
Gökyüzüne çevrildi korkulu bakışlar.Kurşuna dizilecekmiş gibi sıralandı gece gökyüzüne yıldızlar.Ağaçların şehir mezarlarıyla buluştukları noktada hedefe kilitlendi gece.Ve o an, ansızın havlamaya başlayan köpek seslerine kimse anlam veremedi çünkü, yalnızlık hiç bu kadar istila etmemişti kayıp hayatımızı…
Fani bir aydınlık, ebedi ruhumuzun gardiyanı rolünde piçlerken tüm zamanları izahsız ve hizasız karanlığın peşini bir firar gibi bırakmadı Aşk…Yorgun değiliz artık aramaktan ;ararken bulamayıp ara ara durmaktan,kalabalıklar arasında çiğnenip bir tenhada yanmaktan.Çünkü biliyoruz ki başımız bir militan beyne yuva;bir yanımız sırf pencereye dönük ,pencereyse yalnızlıklara.Yalnızlıklar kayıp ruhlarımıza…
Yaşananların sağlamasını yapıyorken, hayatın dip notunu düşürdük karanlık kuyulara.Gündelik umutlara pabuç bırakmazken gün çoktan delik deşik olmuştu avuçlarımızda.Odalarımıza davetsiz giren gün ışığıyla belirginleşti toz zerreciklerine karışan sigara dumanımız ve bir anda hiddetlendi nefes alışlarımız.Mahşer yerindeki ruhlar âleminin İtilmiş, boş odaların da, kararsızlığın uzmanı olan ölü martıların kanat sesleri aydınlatmaya çabaladı ortalığı…Yetmedi…
Ardımızda kalan aşk kırıntılarının satır aralarında kıstırılıp azalıyoruz.Bir çuval harf işte bütün servetimiz; yaz yaz yetiştiremiyoruz küfürbaz bakışlı ruhlarımıza sevgiyi.Böyle böyle İlmeğe geçiriyor zaman aşkın ince boynunu, sevgi ışık hızıyla terk ediyor mekanımızı..
Azaldıkça az-alıyoruz …Gece, ışığını ızdıraba meyilli yüreklerimize taşıyorken, cılız bir derenin okyanusa olan hasreti yol gösteriyor gözyaşlarımız saydığımız yağmura…
Yanılsamalarımızın izin verdiği ölçüde, hedefe kilitlendik.Ölü gece kelebeklerine yapılan suni teneffüslerde bulmayı umuyoruz bekleyişlerimizi.Karıncanın götürdüğü bir ekmek parçası oluyorken umut, küçük bir ihtimal olmayı diliyoruz sıcak bir yürekte…Damardan boşalan sıcakkan gibi, akıp konuşur gibi, susan göz gibi…Aşk gibi…
Zorlu bir geceyi daha sonlarken, isimsiz bir yıldızdı sürükleyiveren ölümümüze gece kelebeklerini…
Böylece çocukluğumuzun kokulu silgileriyle top yekun temizlik günlerine sıvadık kollarımızı; sildikçe biz, kırıldı harfler.Gecenin asansör boşluğuna sıkıştırılmış yalnızlığımızla bileklerimiz morardı;ince bir intiharı çağırdı düşlerimizin damarları…
Hijyenik bir temizlik burnumuzun direğini sızlatıyor şimdi.
Ah ne yazık çok temizlendik…Ne çok kayboldu ruhlarımız…
Kirli hayatlarımızı nasıl da insafsızca geceye terk ettik…
Ne mi oldu öykünün sonunda?
Kayıp ruhlar ormanında gün ışığına koştuk…
Kaybederek kayıp ruhlarımızı….
14/02/2008
Popularity: 14% [?]


Betimlemeler muhteşem, ifadeler keskin, yansılamalar ise eksiksiz, bütünleşik bir yazı beyne ve ruha hitap eden bundan sonra yazıcaklarım ise kifayetsiz bırakır…
13.*2.2**8
Şubat 14th, 2008 at 07:50Belle
Ben yazdığım halde kifayetsiz kaldığıma inanırken sen inanmışsın çok mu:) Teşekkürler…
Şubat 15th, 2008 at 05:46