
Gittiğinden beri sevgilim… Aşk tanrısı (1) Aphrodit’in kölesiyim. Diz çöktürdü, boyun eğdirdi bana ve yüzlerce yaşanmışlığın ruhuma haykırdığı tek sese mahkûm kıldı ruhumu. Oysa ruhuma hâkim olan bu karamsar aşk duygusuyla baş edemeyeceğimi biliyorum…
Azat ettiğinden beri ruhumu Sevgilim… Okların tanrısı (2) Apollon’un kölesiyim. Göğsümde aşka ulaşamamışlığın büyüttüğü ıssızlıkla ağzı bozuk bir oka dönüşüyor ruhum gün geçtikçe .Olur olmaz yerde, en yakası açılmadık oklarımı konduruyorum aşk gibi bakamayan suratların ortasına…
Mağlup ettiğinden beri beni sevgilim… Savaş tanrısı (3) Ares’in kutsal hayvanı, köpeği ruhum. Öldürücü ve kana susamış tanrıların, ellerinde oyuncak ruhum. Sanki Aphrodit’le yatakta yakalanan benmişim gibi köpekleşiyorum elinde Ares’in. Tanrıların en korkağı olmasına rağmen karşısında süklüm püklüm, mahcup oluyor cesaretim…
Gidişin sonrası sevgilim… (4) Artemis’in doğurduğu bir genç çocuğum ellerde. Rüyamda yasak düşüncelerden kurgulanmış, trajedime uygun bir cinayet öyküsü tasarlıyorum. Git gide eziliyor küçülmüş benliğim, öncesi ve sonrası olmayan sadece yaşanan anla ilgili karşı koyamadığım bu gidişe dur diyememiş olmak canımı yakıyor..
Gittiğinden beri sevgilim… Bilgelik ve akıl tanrıçası (5)Athenaya sığınıyorum, içi boşaltılmış kimsesizlik duygusuyla aşk kokan sahipsiz ruhların arasında kaybolmak, izimi kaybettirmek, sesimi silmek için. Oysa Athena ne akıl veriyor nede bir yol gösteriyor bana. Tek verdiği adres eski bir sunağa ait, kurban etmem için ruhumu…
Sen karanlıkta kaybolduğundan beri sevdiğim… (6) Hephaestus’un yarattığı ateşte yakmaya çalışıyorum geçmişi. Serin bir elin alnıma dokunuşuyla sönüyor ateş. İşte böyle böyle onlarca hayal arasında bir kadeh kırmızı şarap kadar gerçeğe dönüşüyor geçmiş…
Sen beni götürmediğinden beri sevgilim… Yetişirim belki ardından diye, (7) Hermesten kanatlı sandaletlerini istiyorum. Büyülü değneğiyle dokunsun geri getirsin seni diye yalvarıyorum… Oysa o yeraltı dünyasına ölülerini götürüyor…
Sen deniz yüzlerini alıp gittiğinden beri sevgilim… Deniz tanrısı (8) Poseidon’un peşindeyim. Yüzü olmayan balıklar gibi tetiği çekmiş bekliyorum. Düşüm de harman yeri gibi savruluyor kumdan saçların… Peki, şimdi hangi ayak izinin yasını tutsun karartığın ruhum? Bir kez daha; Suya düşen gölgelerde sana ulaşmayı ummak nafile. İçlerine giremediğim denizlerinin kıyılarındaki ifadesizliğin hedefiyim, yaşlanan soru işaretlerinin fısıltısı yazdan kalma birkaç deniz kabuğunun isyanını söylüyor kulağıma… Oysa gitmeseydin seni Poseidon’un okyanus’un derinliklerinde, mercanlar ve deniz çiçekleriyle süslenmiş, fosforlu kızıl bir ışıkla aydınlanan, altından muhteşem bir sarayına götürecektim hemde, yunusların, denizatlarının ve diğer deniz canlılarının çektiği iki tekerli arabamla…
Sen gittiğinden beri sevgilim… Sessiz bir kule gibi olan kutsal evimizi kutsamıyor (9) Hestia. Gökten sağanak halinde yıldızlar, yasak elmalar düşüyor evimize. Oysa ben hiç birisine evet demiyorum bil ki sen döneceksin diye…
Sen dönmediğin andan beri sevgilim… Ölülere (10) Hades‘in kapısında bekliyorum almasın seni içeri diye. bütün ölü hücrelerimi almasın seni diye içeri ölümün tanrısına veriyorum… Ne olur sevgilim dön geri…
Sen gittiğinden bu yana sevgilim…(11) Hera’nın en sevdiği kentte Argos’da bekliyorum seni… Tek kişilik gidişinin trajediye dönüşmesi an meselesi artık. Argos’ u yağmalamaya gelen tüm tanrılara karşı sana olan bağlılığımın körelmesiyle keskinleşen nefretimle karşı koyuyorum… Tanrıların kolleksiyonuna eklenmeme az kaldı, kurbanınım,gücüm kalmadı sev artık geri…
Veda edişinden bu yana sevgilim… Göklerin ve yağmurun tanrısı (12) Zeus’un kölesiyim. Üstelik düş gücümün insafsız ürünü bu kölelik. İda dağından kaçırıp aşkı, Olympos’a getirerek ölümsüz yapması için yalvarıyorum ona… Zeus haykırıyor ; “Yeminlerini bozanlar ve yalan söyleyenlerin cezalandırıcısıyım” diye. İnanmıyor yeminlerimize. Geçmiş günlerin çağrışımladığı bir düşün ortasında yalın kılıç bekliyorum seni…
Gittiğinden beri sevgilim… Zaman imparatorunun kölesiyim ve Olımposta ki Zeus ailesine satıldı ruhum…
Gidişin sonrası sevgilim… 12 Olymposlunun elinde esir ruhum…
12/04/2008


Ne diyelilirim ki?”MUHTEŞEMSİN”…
Nisan 15th, 2008 at 00:51Harika yazıyorsun kardeşim.”Zaman imparatorunun kölesiyim ve Olimpostaki Zeus ailesine satıldı ruhum” Müthiş bir ifade. Yazının tamamına yayılmış epik anlatımı yaşanmışlıkla bütünleştirmek ancak bu kadar başarılı olabilir.
Nisan 16th, 2008 at 16:26Olimpos diye bir “TARİH” varmış.. şimdi öğrendim. . .
Nisan 18th, 2008 at 18:46Muhteşem olan tek şey sizlerin okuması olsa gerek.. İyiki varsınız…
Nisan 25th, 2008 at 06:29İfadelerde ki tarih her insanın soy ağacında yazılı olan Mitolojiden kaynaklanıyor belki de.
Daha çok şey öğren,aç kal öğrenmeye sıpacım :)