Tanrının ekranında canlı bağlantıyla izlediği bir haber programındayız hepimiz… Yeni bir hayat çalmışız, yakalanmışız ilk siren ve fren sesinde sol omzunuzda durmaksızın yazan çizen,kaval çalan şarapçı şeytana… Zaten sol omzunuzun ağrımasının sebebi de romatizma değil. Yeri gelmişken söyleyeyim, romatizmanın romantizmayla da hiç ilgiside yok… Oysa çalıntı bir hayatı yaşamak zorunda bırakılan tüm varlıklar adına lanetlenmiş olarak [...]
Aşk gittiğinden beri aylardır uyku yok. Uyuyamıyorum…. Kaya mezarlarında yüzyıllardır yatan, bir düşten diğerine uyanmış krallara özeniyor ruhum. Yeni tahnit edilmiş bu firavun aşkı cezalandırıyor tanrılar… Gözyaşlarımdan sonra artık uykularımı da bir kavanozda biriktirmeye başladım… Ara sıra kayıp giden gözlerimin ardından tuhaf düş kırıklıklarım resmi geçit töreni yapıyor… Belirsiz cer -yan kesikleri gibi düşler görüyorum. [...]
En sonunda söylenecek onca söz varken ayrılığa dair sadece bir pekiyle son buldu her şey .. Ruhunuzun boşluğunuza düşürdüğünüz tek bir hece… “Peki….” Bir peki neleri anlatır? Bir peki veda sözcüğü olur mu ?… Olur. Pekiler den oluşmuş bir demet, taç gibi başta taşınır mı?…Taşınır. Bir peki bir aşığın sevgisini bin katına çıkarabilir mi?… Çıkarır. Bir peki kurşuna dönüşüp eli kolu bağlanmış bir [...]
Bir büyücüyüm çoğaltıyorum acılarınızı Acılarınızdan kendime ; İnciler …, Zümrütler…, Saraylar…, Kumdan zaferler yaratıyorum.. Bir büyücüyüm, doğmamış ruhlarınızdan doğumlar yapıp satıyorum…/ Yok pahasına… Saf kokular satıyorum hiç doğmamış, koklanmamış ruhlarınızı alıp açelyalara batırıp…/ Kandırıyorum sizleri… Bir büyücüyüm aşklarınızı satın alıyor, aşklarınızı satıyorum. Kutsanmamış dostluklarınızı alıyor, ihanetlerinizden gülücükler yapıyorum. Kapanmıyor yaralarınız bu yüzden anlamıyorsunuz… Bir büyücüyüm aşık edip,hayran bıraktırıyorum kendime sizi Sonra da satıyorum gece [...]
Gecenin hep aynı saatinde yanıp sönen yıldızlarla umutlanma umudu taşırken, geriye aldığımız yürek saatimiz, bizden önce gitti gidilmeyecek coğrafyalara.Gecenin karanlığından çıkıp gelen ölü aşk yüzleri bizimle mi kaldı belli değildi çünkü gece avare belleklerimizde imkansızlıklar taşıyan bir metafor yağmuru gibi rehber ruhların ellerine takılı kalmıştı… Gökyüzüne çevrildi korkulu bakışlar.Kurşuna dizilecekmiş gibi sıralandı gece gökyüzüne yıldızlar.Ağaçların şehir [...]
Her erkeğin hayatında öyle yada böyle bir kadın vardır. Bazıları kategorilere ayırmaya bayılır her şeyi evlenecek olan var eğlenecek olan var,diye de sınıflara tutulur ,ne hikmetse bazı kadınlarda bu sınıflandırmayı kabullenir. Bu ayrım öyle bir noktada durur ki hani arabanızı park etmeniz gerektiğinde hangi evin önüne park ediyorsanız işte o evde yaşayan sizin evlendiğiniz kadındır [...]
Hiç büyümüyorum!…Bu dünyanın da benim istediğim şekilde büyümemesine kızıyorum…Bir çocuk nasıl kızarsa öyle……… Tek ayağı olmayan bir çekirgenin sonuna ulaşmayı istediği tarlaları istiyorum…Çay çiçekleriyle büyüyen, cennet çiçeklerini hayal eden çiftçi bir çocuğun hayalleri kadar ufacık hayallerim…. Ellerimde ki ve yüzümdeki çizgilere yabancıyım…Hatta yırtık bir ortaokul atlasından da değersiz ve yabancıyım bedenime…Hiç büyümüyorum!…Bu dünyanın da benim [...]
Hecelemeyin artık beni, tenimi Bırakın hep okunaksız, karma karışık olayım. Çünkü; Bir gece kondu da oturuyor ve bekliyor baharım kendimi Aşkım küs ve kimseyle konuşmuyor… Seslenmeyin artık bana,bırakın seslerimi Bırakın hep saçma, karmaşanızda kalayım. Çünkü; Sessizliği daha büyük sayıyor hayat Saçlarımdan,saçaklarımdan düş artıkları biriktiremiyorum….. ……../ Düşerken yere gece Ve onları gökyüzüne savuruyorum yalnız bıraksınlar diye bizi. Hep düşüyorum düşlerimde … …./ Düşlerimde kalıyorum sayenizde.. Gecenin arka cebinde unuttuğunuz kimsesiz [...]
Ardımda bırakarak evimin duvarlarını,balkonlarını,yatağımı toplayıp sana geldim… Bak işte!çoraplarım kan kırmızı ben geldim… Yalnızlığımı tükürüp şehrin suratına işte yine ben geldim. .. Sen neden uzaksın öyle,neden açmıyorsun kapılarını?…. Kapın açıktır diye yüzüme kapanan,kapatılan kapılardan kaçtım sana geldim… Kapalı kapıların,zincir rengi duvarların… Olsun işte ben gene sana geldim… Bak işte…..!!! Kan Kırmızı çoraplarım… Ben yine sana geldim…..!!! 97/2007 istanbul
“Geçici bir rüzgâr hep geçer!”dedi adam. Kadının yeşile çalan, hayata çalan gözleri parladı. Işığını kaybettiği günlerde onu alacak sözlere alışık değildi aslında. Yeni kararlar alıyordu her gün.Aslında her güne yeni bir yeminle başlıyordu uzun zamandır. Tutamadığı tüm sözlerin sebebi hiç bir zaman kendisi olmadığından olsa gerek hüzün duyuyordu çoğu zaman. Oysa onun gözlerin de, benim [...]
21 Ocak 2009
Seni ilk kez bulduğum zaman yalnızlığa doymuş, duvarları yıkılmış, kuş kanadını andırıyordu gülüşün. O an önünde durduğum hayat denilen kapı çarptı yüzüme irkildim, rüzgârın şarkısı içeri doldu, kara bir bulut beyaz bir güvercin oldu uçtu ellerimden. Elimi camdan dışarı uzattım avucuma beyaz papatyalar yağıyordu. Seni ilk defa gördüğüm zaman; Çocukluğumda kalan çizgi film kahramanları gibiydin. Çünkü [...]
24 Aralık 2008
Bilirim ki kalpteki dipçik darbeleri sarsamaz aşkı. Ama siz yine de Durmayın öyle… Alkışlayın kendinizi!… Çünkü bendeki terörü keşfettiniz….. Desteklediniz… Tamamlanmayan , her aşkın Pimini çekin…/ …Mayın tarlalarına sürün. Çünkü Savaş tuttuğu(esir aldığı) her eli ısıtır. Bilirim ki aşkın ve aşığın ölüm hücreleri hücre cezası almaz. Aşk intikamını alır. Durmayın öyle şarjörü dökün üstüme.. Alkışlayın kendinizi!… Çünkü bendeki militan aşkı infilak ettirdiniz… Destek verdiniz… Bitirilemeyen ,her aşkın İpini [...]
16 Aralık 2008
Biz arızalılar; Bir su damlası mahkûmuyuzdur nehirlerin kıyısında ve aşkları yazdıkça kalemimiz, çıplak bir ağaç gibi iskeleti ortaya çıkar ihanetlerin. Dengesizliğimizin merkezinde ki annesinin topuklu ayakkabısını giymiş çocuk olmuşluğumuzu severiz hep. Ve bu yüzden arızalı sayılır çocukluğumuz. Yeni bir âlemin kapısından izinsiz girdiğimiz için her seferinde tersleniriz. Çoğu zaman ailelerimiz tarafından ürpertici, boş bir odaya [...]
02 Aralık 2008
Sterilize de olsa yalnızlık yalnızlıktır. Nasıl anlatayım ki. Hani hayalî bir filmin hızlandırılmış kavuşma sahnesinde açıp kollarımızı koşarken, birden yönetmenin aklına acı bir ayrılık kadrajı düşerde sevgilileri ayrılmaya meyilli kılar ya.İşte o anda kumsalda koşarken sarıldığınız sevgili yerine havadan zevk almaktır yalnızlık. Yalnızsanız yüreğiniz genellikle birinci dereceden yanık teşhisiyle dolaşır insanların arasında. Sizi yakar gibi görünen bu [...]
08 Ekim 2008
Aşkın sınırına geldiğimde valizimde; Kundakçı melekler , Kansız intaharlar, Mermisiz mektuplar, Kanı kendine küs, bulamaç yazar takımları, Yüreği iğneli oyuncaklarım vardı. Aşkın devriyesi ; Aç ulan !!dediğinde valizimi Ben çoktan pimini çekmiştim, gazozumun yüze fışkıran çocuk gülüşlerini. “-Geç kalmışız!dediler; Çoktan kahkülünü yoketmiş aşkın, bombalamış uçurumlardan ödünç aldığı hiçliği…” Aşkın sınırını geçtiğimde, ruhumda ; Günlük tutan Adsız sokaklarda piç edilen, terk edilen aşklarım kalmıştı valizimde. Çıkardım aşkı kınından, Soğurdum aşkı Etraf [...]
30 Eylül 2008
Aşk Gelmeyeceksen eğer, Benli acılarını ipe çekiyorum. Ve bilinsin diye söylüyorum; Hiç bulunmayan bir coğrafyada ki hazine işaretine doğru sürüyorum kayıklarını düşüncelerimin. Aşkın anayasasına aykırı, taammüden cinayetler biriktiriyorum kalbimin tel dosyasın da. Akıntıya karşı çekilen tüm küreklerin boşa olduğunu biliyorum ki; bu yüzden gıyabında küçük düşürüyorum tüm medeniyetleri…. Aşk Gelmeyeceksen eğer, Sensiz hüzünlerimi katlediyorum. Ve kayda geçsin diye söylüyorum; Kendisiyle barış anlaşması yapmış tüm ruhları sınır dışı [...]
30 Ağustos 2008
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktı r.Sen kendini paralarken ,o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile [...]
16 Temmuz 2008
Yarısında ödeneği kesilmiş bir aşk projesinin son noktasıyım… Anlayacağınız yarım bir projeyim artık; yarım kaldım,bırakıldım… Aslında hiçbir zaman tamamlanamadım… Bu yüzden dünyanın en tamamlanamayan ve tanımlanamayan insanıyım… Aylardır, deli gibi bana hediye edilen tanımsız hislerle ve sorularla boğuşuyorum. “Ne…, Neden…, Nasıl…, Niçin…,Böyle mi olmalı?” Tanımsız sorular zihnimi kemiriyor, canımı acıtıyor tanımı olmayan hisler. …Yoruldum ve pes [...]
16 Temmuz 2008
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir. Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel,daha mükemmel olurdu. Nasıl mı? Camide uyanıyosunuz. Bir tahta sandık içerisinde. Herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette. Tabuttan doğruluyorsunuz yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar, torunlar… Hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. [...]
27 Haziran 2008
Kutsanmış ateşle temizliyorken aşk dolu hücrelerimi Dağ çileği bakışlı Tanen bir acı Kekre bir öksürük Ve leş bir karantinaya,savaşa açılıyor kapıları aşkın… Sağır ve genetiği bozulmuş aşkların ikbaline Devrilirken kalemim. Aşk meydan savaşını başlatmak için Hazır kıta bekliyor haziran sonunda mürekkep omuzlardan salınan bir tel kadın saçı… Savaşın duman kaplı çığlıklarıyla kara peçeli ulaklar esrar-engiz yanı savaşın. Uzun kargılarla saldırıyor orduları sevdanın Eşelenmiş, elenmiş toprak kokusu yayılan etrafa, Peki ya [...]
